CEYDA TOPAC

KISISEL GELISIM(Personal Development) Kişisel gelişim demek; bir sabah uyandığınızda herşeyin gözünüze toz pembe gözükmesi değildir.Kişisel gelişim demek; değişim,gelişim,sabır ve süreç demektir.

Permalink Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız. George Bernard Shaw
Permalink

Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür…

- Yunus Emre

Permalink Sahte merkez başkalarına bağımlıdır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının senin hakkında neler söylediğine bakarsın. Sürekli başka insanların izinden gidersin, sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. Bu intihar etmek gibi bir şeydir. Osho
Permalink 


OLUMLU DÜŞÜNMEK

“Düşünmek”  insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerinden bir tanesidir  ve insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Kişinin sahip olduğu  düşünce tarzı kişinin davranışları ve duygusal olarak kendisini nasıl  hissettiği üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Düşüncelerimiz yaşama  açılan bir penceredir; olaylar karşısındaki duruşumuzu belirler. Günlük  hayatlarında positif düşünce tarzını kullanan kişilerin kızgınlık, öfke,  hayal kırıklığı, çaresizlik gibi duygular uyandıran stresli durumlarla  daha etkili bir şekilde baş ettikleri ve daha az psikolojik sorunlar  yaşadıkları görülmüştür.
Pozitif düşünce derken olayların olumsuz  yönlerini vurgulamaktansa olumlu yönlerini görmeyi hedefleyen bir  düşünce tarzından bahsediyorum. Bu düşünce sistemine pozitif denmesinin  nedeni, her koşulda pozitif enerjinin tetiklenmesini sağlaması ve bize  dönen sonucun pozitif olması, böylece insanı her zaman aktif ve sağlıklı  kılmasıdır. Günlük dilde kullandığımız ve çok anlaşılır eski bir deyiş  olan  “bardağın dolu kısmını görmek” pozitif düşünce tarzını, “boş  kısmını görmek” ise negatif düşünce tarzını bize açıklar. Aynı olaya ya  da duruma pek çok farklı açılardan bakabiliriz. Bu yollardan biri olumlu  bakış açısıyla durumu değerlendirmek diğer yol ise olumsuz ya da  karamsar bir bakışla olayları değerlendirmektir. Hayatta başımıza gelen  olayların olumsuz taraflarını görmektense olaylara iyi tarafından  bakmayı öğrenebilmek yani bardağın dolu kısmını görebilmek bize her  zaman yardımcı olur.
Pozitif bakış açısı için ipuçları…
Negatif 	düşünceler aklınıza geldiği zaman, özellikle sesli olarak 	pozitif alternatifleri üretin ve tekrarlayın.
Zorlukları 	korku ya da öfke değil, olduğu gibi görmeye çalışın.
Diğer  	insanlara bakıp, özenerek onları taklit etmeye çalışmayın. Ne 	 herhangi biri tam olarak siz olabilir ne de siz bir başkası 	 olabilirsiniz.
Zaman 	zaman kendi inancınızı pekiştirecek  cümleyi kendinize 	tekrarlayın:” Daha önce de böyle zamanlar geçirdim  fakat 	kararlı olursam altından da kalkabildim.”
Neyi, 	niçin  yaptığınızın farkında olmaya çalışın. Bunu 	tartışacak, anlamanıza  yardım edecek bir dosta ya da aile 	üyesine sahip olmaya çalışın.
Kendinizi 	tanımaya çalışın. Kendi yeteneklerinizi bilmek sizi pozitif 	düşünme yolunda destekleyecektir.
Pozitif düşünce alternatifleri üretebileceğiniz bazı zor durumlar için birkaç öneri:
Her problem sadece sınırlı bir süre için devam eder.
Hayatta  inişler ve çıkışlar vardır. Hiç kimse sürekli en tepede veya en aşağıda  yer almaz. Bazı sorunların çözülmesi uzun bir süreç içerisinde olabilir  fakat hiç bir sorun sonsuza dek sürmez. Yeterli süreyi verdiğinizde,  sizin problemleriniz de çözüme kavuşacaktır. Fırtınalardan sonra her  zaman güneş parlar, kışın sonu her zaman bahardır!
Her problemin olumlu tarafları vardır.
Bir  insan için sorun teşkil eden bir durum, bir başkası için farklı  seçenekler sunan bir fırsat anlamına gelebilir. Madalyonun iki yüzü  vardır!
Yaşadığınız her problem sizi değiştirecektir.
Yaşanılan  olumlu ve olumsuz her deneyim, sizi daha iyiye veya daha kötüye  götürebilir. Bu size kalmış. Kesin olan, problemler karşısında değişime  uğrayacağımızdır. Bu değişimi hayatımızın bundan sonrası için olumlu bir  fırsat olarak kullanmak ise bizim elimizdedir. Yaşadığınız her problem  hayatınızda iz bırakacaktır!
Örneğin, işinizi kaybettiniz. Hiç bir  şey yapmayıp kendiniz için üzülebilirsiniz veya bu konuda bir şey yapma  kararı alabilirsiniz. Sizi kovmakla nasıl bir hata yaptıklarını onlara  gösterebilirsiniz. Unutmayın! Yaşadığımız her problemin olumlu ve  olumsuz tarafları vardır. Olumlu taraflara odaklanın ve o taraf için  çabalayın!
Yaşadığınız bir sorunun sizi ne derece etkileyeceğine siz karar verebilirsiniz.
Hayatta  ne tür sorunlarla karşılaşacağınızı kontrol edemeyebilirsiniz; fakat bu  sorunlara vereceğiniz tepkileri kontrol edebilirsiniz. Eğer acı  çekiyorsanız bunu bir şiire ya da yazıya döküp başka insanlarla  paylaşabilirsiniz. Tepkinizi kontrol ederek, problemin sizin üzerinizde  oluşturacağı etkiyi de kontrol etmiş olursunuz. Etkiye karşı tepkinizi  siz belirleyin!
Her problem için olumlu veya olumsuz yorumlar yapılabilir.
Ya  hep ya hiç tarzı düşünce kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik veya  öfkeye yol açabilir. Kişinin en büyük düşmanı kendisidir. Sürekli olarak  kendimiz için yüksek standartlar koyma ve kendimizi başkaları ile  kıyaslama eğilimi sergileriz. Hayatta henüz elde edemediklerimiz için  üzülmek yerine elde ettiklerimiz için mutlu olmayı seçerek olumlu  düşünmeyi ve dolayısıyla kendimizi iyi hissetmeyi sağlayabiliriz.
Kaynak: AVİTA Çalışan Destek Hizmetleri Psikoloji Bölümü





web tasarım
Permalink Hayatta beni en keyiflendiren şeylerden biri  bana saygısız davranan insanlara muazzam bir saygı ile yaklaşmak!  Gülçin Çay
Permalink

Kendinizi Olumsuz Olarak Yargılamaktan Nasıl Kurtulursunuz?

Birçok insan, başarılı olan kişilerin kendileri hakkında daima iyi hissettikleri, güvensizlik ve kendinden emin olmama gibi sorunları hiç yaşamadıkları yanılgısına sahiptir. Çok başarılı, yaptıklarıyla kendilerini herkese hayran bırakan birçok danışanım oldu ve onların da kendilerine karşı ne kadar acımasız olabildiklerini gördüm. Kendileriyle ilgili pek çok kötü düşünceye sahip olmalarına rağmen, kıskanılacak bir yaşam sürmeyi başarıyorlardı. Ancak kendileri hakkındaki olumsuz hisleriyle dış dünyadaki başarıları arasındaki kopukluk, onları daha huzurlu ve daha tatmin edici bir yaşam sağlayacak değişimler gerçekleştirmekten alıkoyuyor. Bu nedenle değişim onlara kendini dayatana kadar hareketsiz kalıyor ve karşılarına çıkan hemen her krizde yıkılıyorlar.

Kendini olumsuz yargılamanın yıkıcı gücü
Ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar mutlu görünürsek görünelim, hepimiz kendimizle ilgili bazı olumsuz yargılara sahibizdir. Bu olumsuz yargılar bizim hayatımızı daha iyiye doğru değiştirmemiz için gerekli olan gücü keşfetmekten bizi alıkoyar. Ancak daha olumlu düşünce kalıplarına geçtiğimiz zaman, krizler yıkıcı olmaktan çıkar ve tutkulara ve iç kaynaklara yönelmek çok daha kolay olur ve güvenle ilerlersiniz.

Olumlu düşünce gerçekten de güçlüdür ancak kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymayın ve yıllardır etkisinde olduğunuz düşünce alışkanlıklarını hemen değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Burada amaç, bu kendini yargılamalara bir anlam yüklemekten vazgeçmektir. Çünkü ancak onları dikkate aldığınızda onlar sizi aşağı doğru çekmeyi becerebilirler. Farkındalık alıştırmasıyla kendinizi ne zaman alaşağı ettiğinizi fark etmeyi öğrenebilir ve kendini eleştirme alışkanlığınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz.

Aklınızda dönüp duran hikâyeler
Çoğu zaman, akılcı tarafınız gerçeği çarpıtma eğilimindedir. Sadece “Ben utangacım” demek yerine akıl şöyle düşünceler üretir: “Ben utangacım ve bu yüzden hiç bir zaman sevgili bulamayacağım. Utangaçlığım beni sevimsiz kılıyor” Aynı şekilde dışa dönük bir kimsenin de aklında onu güçsüz düşüren şu tür bir hikâye olabilir: “Ben dışadönüğüm. Annem bu yönümden hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu durum kardeşlerimi de utandırmışa benziyor. Belki de birçok zaman kendimi küçük düşürdüm. Diğer insanlarla iletişim kurmaya fazla istekliyim. Bu da duygusal olarak onlara muhtaçmışım gibi algılanmama ve bu insanların bana yukarıdan bakmasına neden oluyor.” Kendinizi sağlıksız bir şekilde olumsuz yargılara boğduğunuzun farkında olmayabilirsiniz bile.

Kendinizle ilgili olumsuz yargılamalara yeni bir bakış açısı ile bakmak
Farkındalık ve kendini keşfetme alıştırmalarıyla, olumsuz yargıları nötr hale getirebilir hatta onları olumluya çevirebilirsiniz. Kendinize odaklı olmak ve iç çatışmalarınıza odaklanmak bencilce gelebilir ancak zaman zaman dikkatinizi kendinize ve kendi ihtiyaçlarınıza yöneltmek çok önemlidir. Eğer kendinizi “duygusuz” hissediyorsanız bu özelliği “cesur” veya “girişken” olarak yeniden tanımlayabilirsiniz. Eğer kendinizi “güçsüz” buluyorsanız, bir de kendinize “diğerlerinin duygularına duyarlı” biri olarak bakmayı deneyin.

Şimdi size “Wise Mind, Open Mind” kitabımdan olumsuz yargılarınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlayacak bazı aşamaları paylaşmak istiyorum.
1. Yargıyı tespit edin ve etiketleyin. Ona “samimiyetsiz” ya da “insanları memnun etmeye çalışan” gibi basit isimler verin.
2. Yargının kalitesini keşfedin. Kendinize “Bu yargı şu an benim kendimi nasıl hissetmemi sağlıyor?” diye sorun. Örneğin beni utanmış, kızgın ya da suçlu mu hissettiriyor? Bu duygunun size iyi gelip gelmediğine veya huzurunuzu kaçırıp kaçırmadığına dikkat edin.
3. Bu huzursuz edici düşünce ya da his için bir çare bulun. Kendinize “Daha farklı bir şekilde düşünebilir miyim veya hissedebilir miyim?” “Hangi his veya düşünce beni bu sağlıksız düşünce durumundan çıkarırdı?” gibi sorular sorun.
4. Yeni bir düşünce, his veya imge oluşturun ve onu sıkıca tutun. Onu gözünüzde canlandırın ve vücudunuzda hissedin. Rahatlama, heyecan veya tamamlanma gibi hislere kendinizi bırakın.
5. Bir değişim yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirin. Kendinize “Bana iyi gelmeyen o histen, düşünceden uzaklaşıp olumsuz yargılamayı bir kenara bırakabildim mi?” diye sorun. Eğer yapabildiyseniz, çare olarak bulduğunuz yeni hislerin, düşüncelerin tadını çıkarın. Eğer olmadıysa, geriye dönün 1. maddeden 4. maddeye kadar her şeyi tekrarlayın.

Hiçbir zaman tam olarak kendinizle ilgili olumsuz yargılardan kurtulamayabilirsiniz. Ancak onların üzerinizdeki etkisini azaltabilir, onlardan bir şeyler öğrenebilir ya da onları dönüştürebilirsiniz. Böylece daha fazla sizin huzurunuzu kaçıramazlar ve sizin için bir engel olmaktan çıkarlar. Olumsuz yargılarınızdan kurtulduğunuzda gizli bir hazine karşınıza çıkacak. İçinizde saklı kalmış yönlerinizin farkına varacaksınız. Farkındalık sayesinde, bu yönlerinizin size ilham verdiğini ve sizi canlandırdığını keşfedebilirsiniz.

Yazan: Ronald ALEXANDER

Permalink Şems-i Tebrizi ‘nin 40 Kuralı
1.  kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl  gördüğümüze ayna tutar. Şayet Allah dendi mi öncelikle korkulacak,  utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç  içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve  şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. 
2.  kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun  daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol  silenlerden değil ! 
3.  kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır.  Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o  kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye. 
4.  kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü  O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir.  Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu  bulursa, sonsuza dek O’nda kalır. 
5.  kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir.  Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki  aşk öyle mi? Onun tek dediği: Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay  yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve  defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! 
6.  kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden  kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil  zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur. 
7. kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. 
8.  kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar  kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.  Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri  var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği  gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
9.  kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak  demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül  edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer,  hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için  zaman gerekir. 
10.  kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her  yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk  eden kişi, sonunda arzı dolaşır. 
11.  kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe  yol açılmaz. Ssenden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için  zorluklara, sancılara hazır olman gerekir. 
12.  kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de  istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen  yoktur.
13.  kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı,  hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini  aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da  ona hayran olmaya değil. 
14.  kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.  Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur,  hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın  altının üstünden daha iyi olmayacağını? 
15.  kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle  meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz.  Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek  için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü  beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
16.  kural:Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla  sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak  sevdiği ölçüde belebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini,  Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne  layıkıyla sevebilirsin. 
17.  kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun  dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı  temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ  bağlamış haset ve art niyettir.
18.  kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde  gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir  mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında,  başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir.  Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak  Yaradan’ı tanır 
19.  kural:Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla  kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün  değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.  Yakında gül yollayacak demektir. 
20.  kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan  ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi  zaten kendiliğinden gelir.
21.  kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin  tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı.  Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya  kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir. 
22.  kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah  olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu  hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile  yaftalar değil. 
23.  kural : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir  oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar,  perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar  oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz.  Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta  yerde…
24.  kural : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en  şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu  hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul  düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı  dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir. 
25.  kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da  burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız  sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya  tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme  düşüveririz. 
26.  kural : Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez  iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının  hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte  ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir  kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir. 
27.  kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle  aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır,  şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin  hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel  sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin  gönlün değişirse dünya değişir. 
28.  kural : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.  Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir,  ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar. 
29.  kural : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu  sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet  göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.  Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse  ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. 
30.  kural : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa,  ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp  da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez kusur  örter. 
31.  kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.  Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir,  kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp…  Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.  Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki  daha da sertleşerek çıkar. 
32.  kural : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla  bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak  yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve  sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla  büyüklük taslama ! 
33.  kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol!  Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki  çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta  tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir. 
34.  kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam  tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.  Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır;  emin bir beldede yaşar.
35.  kural : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki  münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla.  İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve  ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır. 
36.  kural : Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak  kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur.  Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına  göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.  O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan ! 
37.  kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O  kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye  erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır;  bir de ölmek zamanı. 
38.  kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım  ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım,  başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir  gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık ! Her an her nefeste  yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli. 
39.  kural : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden  her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini  bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli  yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı  olmaz. Ölen her sufi için bir sufi daha doğar. 
40.  kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk  peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye  sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya  ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır,  merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
Permalink Emin Olun ki…  Siz hayattan yakınırken,  hayatta sizin gibi yakınanla çok mutlu değil…  Siz kendinizin farkında değilken,  kimse de oturup “kendini fark etmeyen bir insanı dur ben fark edeyim” diye bir hedef belirlemiyor….  Siz affedemediklerinize kin duyarak haddini bildirirken,  onlar da sizin aşkınızadan ölmüyorlar…  Siz dertlerinizi anlatırken,  kimse kendi hayatını bırakıp  sizin dertlerinize çare aramıyor…  O yüzden kendinizle aranızı iyi tutmaya başlasanız iyi olur.  Gülçin Çay
Permalink Nasıl Düşünüyorsanız Öyle Yaşarsınız Bir düşünün bakalım! Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kazanamazsınız demektir Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz Kazanan her zaman, en güçlü ya da en hızlı olan değildir. Er ya da geç kazanan kişi, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir!” Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki Başarı ya da her hangi bir şey, ancak onu inanarak yani gerçekten istediğinizde gelecektir. Her şey insanın kafasında ve kalbinde biter:):) Mümin Sekman / Limit Sizsiniz
Permalink Osho - Kendine Saygının Büyüsü Kendi Farkındalığına Uyanmak
“Yumuşak huylu, alçakgönüllü bir insan neden takdir edilir? Herkesin egosunu doyurduğu için takdir edilir. Sadece oyunun tamamını gör. Alçakgönüllü bir insanı neden takdir edersin? Sana karşı alçakgönüllü olduğu, senin egonu desteklediği için. Egon desteklendiği için, sen de karşılığında onun alçakgönüllülüğünü desteklersin. Şimdi bir kısırdöngü oluşur. Herkes onun alçakgönüllülüğünü sevdiği için giderek daha da alçakgönüllü olacak. Saygınlık kazanıyor ve herkes onun alçakgönüllülüğünü seviyor, çünkü onun alçakgönüllülüğü herkesi tatmin ediyor - bu, ego için derin bir doyumdur.
Evet, ne mutlu alçakgönüllü ve yumuşak huylu olanlara, çünkü onlarsız egoistler nasıl mutlu olacak? Bunu açıkça anlamanı istiyorum: Ego ve teslimiyet madalyonun iki yüzüdür. Ben egoyu öğretmiyorum, teslim olmanı da istemiyorum. Senden kendi varlığını aramanı ve araştırmanı istiyorum. Ben sana çok büyük bir özsaygıyla sahici, bütünleşmiş bir birey olmayı öğretiyorum.

Eğer kendine saygı gösterir, yeniden bakar ve varoluşunun derinliğine inersen, kendini kaybetmeye ve bir ego, yani sahte benlik edinmeye başladığın yeri bulacaksın.”